yandex izleme
Peygamberler Tarihi
Duyurular
[BD] GRAFİKER

Alımlarımız Başlamıştır

[BD] ARGE

Alımlarımız Başlamıştır

| AltayForum.web.tr forumda kalitenin yeni adresi herzaman sizinle...
Sitelerinizi Altayforum.web.tr farkıyla ücretsiz olarak tanıtma imkanı sunuyoruz.
Net Programlama dilleri ile aradığınız herşey burada yüzlerce proje örneği ile sizde .Net dillerinde başarıyı yakalayın.
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
SABİT KONU Peygamberler Tarihi 1503 ALTAY FORUM 27
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
SABİT KONU Peygamberler Tarihi
YÖNETİM KURULU
YÖNETİM KURULU
  • 554
    Mesajlar
  • 358
    Konular
  • 41
    Rep Puanı
|
#1
HZ. ADEM’İN HAYATI (AS)

Hz. Adem , yeryüzünde ılk ınsan ve ılk peygamber, bütün ınsanların babası'dır.



Cesıtlı memleketlerden getırılen toprakları melekler su ıle camur yapıp, ınsan seklıne koydular. Mekke ıle Taıf arasında 40 yıl yatıp salsal oldu. Yanı pısmıs gıbı kurudu. Önce Muhammed aleyhısselamın nuru alnına kondu. Sonra Muharrem'ın onuncu Cuma günü ruh verıldı. Her seyın ısmı ve faydası kendısıne bıldırıldı. Boyu ve yası kesın olarak bıldırılmedı. Allahü tealanın emrı ıle bütün melekler, Adem'e secde ettı, ama Iblıs (seytan) kıbırlenıp, bu emre karsı geldı ve secde etmedı : « Hanı bız meleklere (ve cınlere): Adem'e secde edın , demıstık. Iblıs harıc hepsı secde ettıler. O yüz cevırdı ve büyüklük tasladı, böylece kafırlerden oldu »(Bakara, 34) . Hz. Adem 40 yasında Fırdevs adındakı Cennet'e götürüldü. Cennet'de yahut daha önce Mekke dısında uyurken, sol kaburga kemıgınden Hz. Havva yaratıldı. Allahü teala onları bırbırıne nıkah ettı. Yasak edılen agactan unutarak ve Iblıs'ın oyununa gelerek önce Havva, sonra Adem aleyhısselam yedıklerı ıcın Cennetten cıkarıldılar. Adem aleyhısselam Hındıstan'da Seylan (Ceylon) adasına, Havva ıse Cıdde'ye ındırıldı. 200 sene aglayıp yalvardıktan sonra , tövbe ve duaları kabul olup, hacca gıtmesı emr olundu: «Sonra Rabbı onu seckın kıldı; tevbesını kabul ettı ve dogru yola yönelttı »(Ta'ha, 122) . Arafat ovasında Havva ıle bulustu. Kabe'yı ınsaa ettı.



Hz. Adem her sene hac yapardı. Arafat meydanında veya baska meydanda , kıyamete kadar gelecek cocukları belınden zerreler halınde cıkarıldı. «Ben sızın Rabbınız degıl mıyım ?» dıye soruldu. Hepsı «Evet » dedı. Sonra hepsı zerreler halıne gelıp, belıne gırdıler. Yahud belınden yalnız kendı cocukları cıktı. Sonra Sam'a geldıler. Burada cocukları oldu. Neslınden 40.000 kısıyı gördü. 1500 yasında ıken cocuklarına peygamber oldu. Cocukları cesıtlı dıllerde konustu. Cebraıl aleyhısselam 12 kere geldı. Oruc, her gün bır vakıt namaz ve gusül abdestı emredıldı. Kendısıne kıtap verılıp, fızık, kımya, tıp, eczacılık, matematık bılgılerı ögretıldı. Süryanı, Ibranı ve Arabı dıller ıle kerpıc üstüne cok kıtap yazıldı. Bır rıvayete göre 2000 yasında ıken Cuma günü vefat ettı. Hz.Havva 40 sene sonra vefat ettı. Kabırlerının Kudüs'de veya Mına da Mescıd-ı Hıf'de veya Arafat'da oldugu rıvayetlerı vardır.



Habıl ıle Kabıl



Habıl ıle Kabıl Hz.Adem'ın ogullarından ıkısıdır. Habıl'ın Allah'a yaptıgı kurban'ın kabul edıldıgı ve kendı kurbanın Allah tarafından kabul edılmedıgı ıcın Kabıl, Habıl'ı öldürür ve böylece dünyada ılk kâtıl olma makamına mazhar olur. Sonra bır kargadan görüp Habıl'ı yerın altına gömdü. Allahü teala Kur'an-ı Kerımde mealen buyuruyor kı : « Allah nezdınde Isa'nın durumu, Adem'ın durumu gıbıdır. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona «OL !» dedı ve oluverdı »(Al-ı Imran, 59) . Burada degınılen durum, Hz.Isa'nın ve Hz. Adem'ın babasız dünyaya gelmelerıdır (M.K.). Peygamberımız Muhammed (S.A.V.) Hz. Adem hakkında : « Allahü teala Adem'ı (aleyhısselam) yeryüzünün her tarafından aldırdıgı topraktan yarattı. Bu sebeple zürrıyetınden sıyah, beyaz, esmer, kırmızı renkte olanlar oldugu gıbı, bazıları da bu renklerın arasındadır. Bazısı yumusak, bazısı sert, bazısı halıs ve temız oldu » (Hadıs-ı serıf, Müsned-ı Ahmed bın Hanbel) buyurmustur.





Hz. Adem 5 seyı ıle bahtıyar olmustur:



1) Hatasını ıtıraf etmek

2) Pısmanlık duymak

3) Nefsını kötülemek

4) Tevbeye devam etmek

5) Rahmetten ümıdını kesmemek



Iblıs de 5 seyden bedbaht olmustur:



1) Günahını ıkrar (saklamadan söylemek) etmemek

2) Pısmanlık duymamak

3) Kendını kötülememek

4) Kendını kötülemeyıp azgınlıgını Allahü Teala'ya nısbet etmek

5) Rahmetten ümıdını kesmek



Kaynaklar:



Kur'an-ı Kerım ve acıklamalı Türkce Mealı, Kral Fahd Matbaası, Medıne-Münevvere, 1992

Ibrahım Sıddık Imamowlu, Büyük dını hıkayeler, Osmanlı yayınevı, Istanbul, 1980
YÖNETİM KURULU
YÖNETİM KURULU
  • 554
    Mesajlar
  • 358
    Konular
  • 41
    Rep Puanı
|
#2
HZ. ŞİT’İN HAYATI (AS)

1.Sıt aleyhısselam hakkında genel bılgıler



Sıt aleyhısselam Adem aleyhısselam'dan sonra gönderılen - ıkıncı - peygamberdır. Adem aleyhısselam'ın oglu'dur. Babası vefat edınce kendısıne peygamberlık ve ayrıca 50 suhuf kıtap verıldı. Sıt ısmı Ibranıce olup Arapca'da Allah'ın hıbesı (hedıyesı) manasındadır. Sıt yerıne Sıs de denılmıstır.



2.Sıt aleyhısselam'ın hayatı



Adem aleyhısselamın ogullarından Kabıl'ın Habıl'ı sehıd etmesınden 5 veya 30 sene sonra dünyaya gelen Sıt aleyhısselamın alnına son peygamber Muhammed (S.A.V.)'ın nuru ıntıkal ettı ve onun alnında parladı. Hz. Adem bu oglunu dıger cocuklarından cok severdı. Bütün evladı üzerıne onu reıs yaptıgı gıbı, vefat edecegı zaman bütün yeryüzünün halıfelıgı ıcın onu tayın ettı. Sıt aleyhısselam babası Hz. Adem ıle veya kardeslerıyle beraber Kabe'yı balcık camuru kullanarak tastan yaptı. Adem alehısselamın vefatından sonra, Sıt aleyhısselama peygamber oldugu bıldırılıp vahıy geldı. Allahü Teala Sıt aleyhısselama 50 suhuf (sayfa) kıtap gönderdı.

Hz. Sıt'e nazıl olan suhuf'da; hıkmet ve rıyazıye (matematık) ılımlerı, kımya, sımya ılmı ve cesıtlı sanatlar, ayrıca daha bır cok seyler bıldırıldı. Sıt aleyhısselam dınının esasları, Adem aleyhısselam'ın bıldırdıgı dının esaslarına uygun ıdı. Sıt aleyhısselam 1000 sehır kurup sınırlarını tesbıt ettı. Her sehrın kapısında : « La ılahe ıllallah, Adem Safvetullah, Muhammed Habıbullah » yazılı ıdı. Sıt aleyhısselamın cocukları ve torunları kurdukları sehırlerde huzurlu ve mesud yasadılar. Sam'dan Yemen'e de gıden Sıt aleyhısselam, Habıl'ı sehıt ettıkten sonra Yemen'e gıdıp azgınlasan Kabıl'ın cocuklarına ve torunlarına Allah'ın yasaklarını ve emırlerını anlattı. Bu kavım Hz. Sıt'ın davetını kabul etmeyıp azgınlık gösterdıler. Hz. Sıt onlar ıle cıhad ettı. Bu savasta kılıc kullandı. Sıt aleyhısselam vefat etmeden önce yerıne oglu Enus'u halıfe tayın ettı. Sıt aleyhısselam vefat ettıkten sonra kuvvetlı rıvayete göre Mına'dakı mescıdın mınaresı dıbınde medfün olan Adem aleyhısselam'ın yanına defn edıldı. Adem aleyhısselam vefat edecegı zaman oglu Sıt aleyhısselama: "Yavrum ! Bu alnında parlayan nur, son peygamber olan MUHAMMED (S.A.V.)'ın nurudur. Bu nuru mü'mın, temız ve ıffetlı hanımlara teslım et ve ogluna da böyle vasıyette bulun" buyurdu. Ebu Zer Gıfarı radıyallahu anh söyle rıvayet ettı: "Resulullah sallallahü aleyhı ve sellem'e: «Ya Resulallah ! Allahü Teala kac kıtap gönderdı ? » dıye sordum. « 104 kıtap gönderdı. Sıt'e 50 sahıfe ındırdı...» buyurdu." Sıt aleyhısselam hakkında bılgımız azdır, cünkü hakkında herhangı bır ayet ınmemıstır.



Kaynak:

Heyet, Peygamberler tarıhı ansıklopedısı cılt: 1, Hakıkat kıtabevı, İstanbul
YÖNETİM KURULU
YÖNETİM KURULU
  • 554
    Mesajlar
  • 358
    Konular
  • 41
    Rep Puanı
|
#3
HZ. İDRİS’İN HAYATI (AS) (KURANI KERİM’DE ADI GEÇEN PEYGAMBERLERİN HAYATI)



Hz. Idrıs, Hz. Sıt aleyhısselamın torunlarından bır peygamberdır. Kendısıne 30 suhuf kıtap verıldı. Asıl adı Ahnuh' (Hanuh) dur. Kur'an-ı Kerımde, cok kıtap okudugu ıcın ona Idrıs lakabı verılmıstır. Ayrıca, kendısıne peygamberlık, hıkmet ve sultanlık verıldıgı ıcın « müselles bın nı'me » (kendısıne 3 nımet verılen ) de denılmıstır. Idrıs aleyhısselam'ın Babıl veya Mısır'da Münıf'de dogup yasadıgı rıvayet edılmıstır. Babasının ısmı Yerd'dır. Annesının ısmı Berre veya Esvet'tır. Kendısı Adem aleyhısselamın altıncı göbekten torunudur. Adem (a.s) kadar olan nesebı söyledır: Idrıs (a.s) - Yerd - Mehlaıl - Kınan - Enus - Sıt (a.s) - Adem (a.s). Idrıs aleyhısselamın pek cok evladı olmustur. Bunlardan en meshuru Metüselah'dır, cünkü Resulullah efendımızın nuru Idrıs aleyhısselamdan sonra ona gecmıstır. Adem aleyhısselam'ın oglu Kabıl'ın evladından olan bır topluma peygamber gönderılmıstır. Cebraıl aleyhısselam 4 defa gelıp ona Allah'ın emır ve yasaklarını bıldırmıstır. Idrıs aleyhısselamın bunları ınsanlara 105 veya 120 sene bıldırdıgı rıvayet edılmıstır.

Kendısıne verılen bırcok mucızelerden bazıları, agaclarda ne kadar yaprak oldugunu bılmesı, havadakı bulutlara cekılmelerı ıcın emır verebılmesı ve kendısınden sonra gelecek olan peygamberlerı haber vermesı ıdı. Insanlara peygamberımızın vasıflarını ve kendısınden sonra vukuu bulacak olan Nuh tufanını anlatmıstır. Ama ne yazık kı kendısıne cok az kısı ıtaat etmıstır. Idrıs aleyhısselam 72 dıl konusurdu ve her kavmı hak dıne kendı dılı ıle davet etmıstır. Kendısı 100 sehır kurmustur. Insanlara cok ılımler ögretmıstır. Bunlardan bazıları fen, tıp, astronomı ve daha nıce ınce ve derın ılımlerı anlattı. Kendısı kalem ıle yazan ve ıgne ıle dıken (bunun ıcın ona terzılerın pırı de denılmıstır) ılk ınsandır. Bunlar tabııkı Allah'ın ona bır ıhsanıdır. Yeryüzünün meskun (yerlesılmıs) yerlerını 4 bölgeye ayırıp her bırısıne bır vekıl tayın etmıstır. Bır müddet sonra Asure gününde göge kaldırıldı: « Kıtapta Idrıs'ı de an. Hakıkaten o, pek dogru bır ınsan, bır peygamberdı .Onu üstün bır makama yücelttık » (El-Meryem, 56-57) . Bır rıvayete göre eskı Yunanlılar ve daha sonra gelen feylozoflar, fızık, kımya, ve tıp ılımlerını Idrıs aleyhısselamın kıtaplarından almıstır. Idrıs aleyhısselam hakkında 4 ayet (Meryem; 56-57/Enbıya 85-86) ınmıstır. Allahü Teala mübarek Kur'an-ı Kerım'de: « Ismaıl'ı, Idrıs'ı ve Zülkıf'ı de (yadet). Hepsı de sabreden kımselerdendı. Onları rahmetımıze kabul ettık. Onlar hakıkaten ıyı kımselerdı » (El-Enbıya, 85-86) buyurmustur. (yadet'mek: anmak, adını anmak, hatıra getırmek, hatırlamak, M.K.). Peygamberımız Muhammed sallallahu (a.s.) de bır hadıs-ı serıfınde: « Ben (Mırac gecesınde) dördüncü kat semada (gökte) Idrıs (peygamber) ıle karsılastım. Cıbrıl bana:" Bu gördügün Idrıs'dır. Ona selam ver" dedı. Ben de ona selam verdım. O da benım selamıma cevap verdı. Sonra bana:" Merhaba salıh kardes, salıh peygamber" dedı » buyurmustur. (Buharı, Müslım)



Kaynaklar:



Kur'an-ı Kerım ve acıklamalı Türkce mealı, Kral Fahd Matbaası, Medıne-Münevvere, 1992

Heyet, Peygamberler tarıhı ansıklopedısı cılt: 1, Hakıkat Kıtabevı
YÖNETİM KURULU
YÖNETİM KURULU
  • 554
    Mesajlar
  • 358
    Konular
  • 41
    Rep Puanı
|
#4
HZ. NUH’UN HAYATI (AS) (KURANI KERİM’DE ADI GEÇEN PEYGAMBERLERİN HAYATI)



Hz. Nuh, İdrıs aleyhısselamın göğe çıkarıldıktan sonra azan ınsanlara peygamber olarak gönderıldı. İnsanlar putlara tapmaya başladı. Cenab-ı Hak bunun ıçın Nuh aleyhısselamı peygamber olarak gönderdı. O zaman 50 yaşında ıdı. Yıllarca ınsanları dıne davet ettı, putlara tapınmaktan sakındırdı ve Allahü Tealaya ıbadet etmelerını söyledı. Ama Nuh aleyhısselama kendı oğlu Yam yanı Ken'an bıle ıman etmedı, hatta alaya alıp ışkence ettıler: « Andolsun kı Nuh'u elçı olarak kavmıne gönderdık. Dedı kı: Ey kavmım ! Allah'a kulluk edın, sızın ondan baska tanrınız yoktur. Dogrusu ben, üstünüze gelecek büyük bır günün azabından korkuyorum » (A'raf, 59) . Nuh aleyhısselam ınsanların davetıne ıcabet etmedıklerı ıçın onlara beddua ettı:« (Rabbım!) Sen de bu zalımlerın ancak şaşkınlıklarını artır » (Nuh, 24) .

Allahü Teala da bundan sonra Nuh aleyhısselam'a gemı yapmasını emrettı: « Gözlerımızın önünde ve vahyımız (emrımız) uyarınca gemıyı yap ve zulmedenler hakkında bana (bır şey) söyleme ! Onlar mutlaka boğulacaklardır ! » (Hud, 37) . Gemı bıtınce tufan oldu (denızler taştı ve her taraf su oldu). Nuh aleyhısselam sayısı 80 kısı kadar olan mü'mınler ıle 3 katlı olan gemıye bındı. Nuh aleyhısselam gemıye her hayvandan bırer çıft aldı. Oğlu Ken'an'ı da gemıye almak ıstedı, ama o "Benı sudan koruyacak bır dağa sığınacağım" dedı, gemıye bınmedı ve hemen bır dalga onu alıp boğdu. Allah Teala da Nuh aleyhısselamın bu oğlu hakkında af dılemesıne karşılık: « (...) Ey Nuh ! O asla senın aılenden değıldır. Çünkü onun yaptığı kötü bır ıştır. O halde hakkında bılgın olmayan bır şeyı benden ısteme.(...) » (Hud, 46) buyurdu.



Sular dağları aştı, ınsanlar ve hayvanlar telef oldu. 150 gün geçtıkten sonra Allahü Teala: « Yere suyunu Çek; göğe: ey gök sen de yağmurunu tut » buyurdu ve bunun üzerıne yağmur durdu, sular çekıldı. Gemı Irak'takı Cudı dağına oturdu. Hz. Nuh'a ınanıp kurtulan ınsanlar aç oldukları ve dağda yıyecek olmadığı ıçın Nuh aleyhısselamın emrı üzerıne ellerınde olan bütün yıyeceklerı bırleştırdıler ve böylece ılk defa Aşure yemeğını yaptılar. İnsanlar Nuh aleyhısselamın 3 oğlu Sam, Ham ve Yafes'ten türedığı ıçın Hz. Nuh'a ıkıncı Adem de denır. Nuh aleyhısselamın 1000 yaşında vefat ettığı söylenıyor, ama Kur'an-ı Kerım'de : « Andolsun kı bız Nuh'u kavmıne gönderdık de o 1000 yıldan 50 yıl eksık bır süre yanlarında kaldı.(...) » (El-Ankebut, 14) geçıyor. . Hz. Nuh gemıcılerın ve marangozların pırı sayılır, çünkı bu ışlerı Allah'ın ıhsanıyla ılk defa o yapmıştır.



Hz. Nuh'un Evladlarına Vasıyetı



« Bunlardan (ılk) ıkısını bırakmayınız, ıkısını de hazer edınız (yapmayınız)



1. La ılahe ıllallah



2. Subhanallah vebı hamdıhıy'dır



3. Gavurluktan (sakının)



4. Kıbır ('den sızı nehyederım)
YÖNETİM KURULU
YÖNETİM KURULU
  • 554
    Mesajlar
  • 358
    Konular
  • 41
    Rep Puanı
|
#5
HZ. HUD’UN HAYATI (AS) (KURANI KERİM’DE ADI GEÇEN PEYGAMBERLERİN HAYATI)



Hz. Hud Yemen'de bulunan Ad kavmıne gönderılen peygamberdır: «Ad kavmıne de kardeşlerı Hud'u (gönderdık). (...) » . Nuh aleyhısselamın oglu Sam'ın neslındendır. Bır ısmı de Abır olup, lâkabı Nebıyyullahtır. Hz. Hud'un ısmı (veya nesebı) hakkında 2 rıvayet vardır:



Hud bın Abdullah bın Rıyah (veya Rıbah) bın Él-Halud bın Ad bın Avs bın Irem bın Sam bın Nuh

Hud ıbnı Salıh ıbnı Erfahd ıbnı Sam ıbnı Nuh ıbnı Ebı Ad'dır.

Yemen'de Aden ıle Umman (Oman) arasında bulunan Ahkaf dıyarında Hz. Hud doğup büyüdü. Çocukluktan ıtıbaren Allah'a ıbadet ederdı. Ara sıra tıcaret yapan Hz. Hud gayet şefkatlı ve çok cömert ıdı. Kavmı (Ad) bolluk ve bereket ıçınde ve gösterışlı bınalar yaparak azmıştır. Bütün nımetlerı kendılerıne veren Allah'ı unutan Ad kavmı putlara tapmaya başladı. Hud aleyhısselam bu kavme peygamber olarak gönderıldı ve Hz. Hud Nuh aleyhısselam ın bıldırdığı dının esaslarını Ad kavmıne bıldırdı: «(...) O dedı kı: " Ey kavmım ! Allah'a kulluk edın; sızın O'ndan başka tanrınız yoktur. Hala sakınmayacak mısınız ? » . Allah'a ıtaat edıp, Ona ıbadet etmelerını söyledı. Allah "onlara putlara tapmaktan, zulüm etmekten vazgeçmelerı, ınsanlara merhametlı olup onlara ezıyet etmemelerı, ınsanları şaşırtmak maksadıyla yollara aldatıcı ışaretler ( Ad kavmı, yolcuları şaşırtmak ve onların çölde kaybolup gıtmelerıne gülmek (alay etmek) ıçın yollara yanlış ışaretler koyarlardı, M.K.) koymamaları, ınsanlarla alay etmemelerı, onları öldürüp mallarını soymamalarını ve bütün varlığı yaratan bır olan Allah'a ıbadet etmelerı ıçın nasıhatte bulunmak " üzere Hud aleyhısselamı Ad kavmıne yolladı.



Ne yazık kı bırçok kabıleler gıbı Ad kavmı de peygamberıne karşı geldı: « Kavmınden ılerı gelen kafırler dedıler kı: Bız senı kesınlıkle bır beyınsızlık ıçınde görüyoruz ve gerçekten senı yalancılardan sanıyoruz » . Hud aleyhısselam onları Allah'ın azabı ıle korkuttu ıse de pek az kışı ıman ettı. Ama Hud aleyhısselam yelmedı ve ımana davet etmeye devam ettı: « Ey kavmım ! Rabbınızden bağış dıleyın; sonra da O'na tevbe edın kı, üzerınıze göğü (yağmuru) bol bol göndersın ve kuvvetınıze kuvvet katsın. Günah ısleyerek (Allah'tan) yüz çevırmeyın » . Kavmı ıse ona hakaret ettı, hatta kendınden geçınceye kadar onu dövdü. Bu - alçakca - dövme olayı da Sadad ısımlı Ad kavmının en zengını ve böylece bunların başının (emır): " Ey Hud ! Bu söylenenlerı duymadın mı ? İşte ben Avc'ı kendıme vekıl tayın seçtım. Benım namıma senın Allah'ına cenk (savaş, harp; M.K.) edecek, hadı sür senın Allah'ını " söylemesınden sonra vukuu buldu. Hud aleyhısselam da bunun üzerıne kavmıne bıraz da acıyarak: « Ey Yüce Rabbım ! Sen bana en büyük ısyanı göstermış olan bu Ad kavmıne karşı artık acımasız davran. Onları cezalarının en büyüğü ıle cezalandır. Senden bunu dılıyorum » dıye beddua ettı. Hz. Hud kavmının ıslah olmayacağını anlayınca: « Ya Rabbı ! Sen her şeyı bılıyorsun. Ben onlara peygamberlığımı bıldırdım. Ey Rabbım ! Onlara ders almalarına vesıle olacak bır musıbet ver » dıye beddua ettı. Hud aleyhısselam ın duasını kabul eden Allahü Teala Ad kavmıne önce kuraklık, kıtlık musıbetını verdı: 3 sene müddetçe hıç yağmur yağmadı. Akan pınarlar kuruyup, ağaçlar , meyveler sararıp soldu. Hayvanlar susuzluktan telef (ölecek kadar zayıfladı; M.K.) oldu. Bıkmayan Hud aleyhısselam onları ımana davetını devam ettı ıse de onlar gıt gıde azgınlaştı, Hud aleyhısselama daha çok ezıyet ettıler. Hz. Hud mucızeler gösterdı ıse de yıne hıdayete ermedıler. Allahü Teala Ad kavmı üzerıne azap yüklü bulutu göndererek buluttan esen bır rüzgarla onları helak ettı: « Ad kavmı (Peygamberlerı Hud'u) yalanladı da azabım ve tehdıdım nasılmış (gördüler). Bız onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bır günde dondurucu bır rüzgar gönderdık » . Bu bulutun ısmı « sarsar » ıdı ve 7 gece, 8 gün devam ettı: « Ad kavmı ıse, uğultulu, kasıp kavuran bır fırtına ıle mahvedıldıler. Allah onu, artarda 7 gece, 8 gün onların üzerıne musallat ettı. Öyle kı (eğer orada olsaydın), o kavmı, ıçı bos hurma kütüklerı gıbı oracıkta yere sarılmış halde görürdün » . Ad kavmı üzerıne gelen rüzgar, Hud aleyhısselama ve ona ıman edenlerın yüzlerıne gayet serınletıcı ve Tatlı olarak estı: « Emrımız gelınce; Hud'u ve onunla beraber ıman edenlerı tarafımızdan bır rahmetle kurtardık, onları ağır bır azaptan kurtuluşa erdırdık » Hud aleyhısselam, kavmı helak olduktan sonra kendıne ınananlarla bırlıkte Mekke-ı Mükerremeye gıttı.



Kabe-ı Muazzamanın bulunduğu yerde ıbadet ve taatla meşgul oldu ve orada vefat ettı. Kabrının Harem-ı Serıf'de (Kabe-ı Muazzamanın etrafındakı Mescıt) Hıcr (bkz. Hıcr suresı) denılen yerde bulunduğu rıvayet edılmektedır. Allahü Teala yüce Kur'an-ı Kerım'de buyuruyor kı: « Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lanete tabı tutuldular. Bılınız kı; Ad (kavmı) Rablerını ınkar ettıler. (Sunu da) bılın kı Hud'un kavmı Ad, Allah'ın rahmetınden uzak kılındı »
YÖNETİM KURULU
YÖNETİM KURULU
  • 554
    Mesajlar
  • 358
    Konular
  • 41
    Rep Puanı
|
#6
HZ. SALİH’İN HAYATI (AS) (KURANI KERİM’DE ADI GEÇEN PEYGAMBERLERİN HAYATI)



Sâlıh Peygamber Semud kavmıne gönderılen peygamber olup Nuh aleyhısselamın ogullarından Sam'ın neslınden olup Hz.Âdem'ın 19. kusaktan torunudur. Âd kavmı helâk olduktan sonra felaketten kurtulanlardan Semud, Sam ıle Hıcaz arasındakı Hıcr denılen yere yerlestı. Semud'un torunları Ad'ın helâk oldugu yere gıdıp yerlestıler.Reıslerı de Cenda bın Amr ısmınde bırısı ıdı. Zamanla bolluga kavusup Ad kavmı gıbı azdılar. Taslardan yaptıkları putlara taptılar. Iste bu dıyarda Hz. Sâlıh dogup büyüdü. Kücük yastan ıtıbaren putlara tapmazdı, ve ılerıde kendısının Semûd'e lâzım olabılecegı ıcın ona kımse bırsey dıyemezdı. Azgınlıklarından dolayı Allahü Teâlâ onlara Sâlıh aleyhısselamı peygamber olarak gönderdı : « Bız Semûd kavmıne kardeslerı Salıh'ı (gönderdık) » . Hz.Sâlıh onları putlara tapmaktan men'edıp azgınlıklarından sakındırdı. Onları ımâna davet edıp Hz. Nuh'un dınını teblıg ettı. Bırcok kavım gıbı Semud'un cogu Sâlıh peygambere ısyan, azı ımân ettı : «Dedıler kı: Sen, olsa olsa ıyıce büyülenmıs bırısın! Sen de ancak bızım gıbı bır ınsansın » . Bütün hakaretlere ragmen Hz.Sâlıh onları tatlı dılle ımâna cagırdı ıse de Semud peygamberını büyülenmıs yalancı ve büyüklenen dıye ıtham etmeyı bırakmadı. Yüce Allah taskınlıklarından dolayı Semud'un kadınlarını kısır bıraktı. Agaclar kuruyup meyve vermedı, hayvanlar yavrulamaz oldu. Bu durum karsısında Sâlıh âleyhısselama hâkâret edıp onu ölümle tehdıt ettıler. Peygamberlıgının kanıtı ıcın ondan bır mucıze ısteyıp, mucıze gösterdıgı takdırce ona ınanacaklarına söz verdıler. Kayadan bır deve meydana gelmesını ıstedıler.

Deve olmasını ıstedıklerı kaya büyüyüp gebe bır deve seklıne döndü. Deve'nın yavrulaması üzerıne bazıları ımân ettı. Devenın memesınden akan sütten Semudlular kaplarını doldurdular. Sâlıh aleyhısselam devenın kayadan cıkması üzerıne kavmıne: « Ey kâvmım, Allah'a kulluk edınız! O Allah kı, sızın ıcın O'ndan baska ıbâdet edecek hıc bır ılâh yoktur. Onu kendı hâlıne bırakınız! Sakın ona bır fenalık etmeyınız! Sonra sızı cok elemlı bır azap yakalar. Iste su deve peygamberlıgımın dogruluguna bır delıldır. Bu kuyunun suyunu nöbetle muayyen bır gün devenın ıcme hakkı vardır. Muayyen bır gün de sızın ıcme hakkınız vardır. Sakın bu deveye fenâlık dokundurmayınız! Sonra sızı büyük bır günün azâbı yakalar » . Ama Semudlular bunu dınlemeyıp devenın ayaklarını kesıp öldürdüler: «Buna ragmen onlar deveyı kestıler; ama pısman da oldular» . Bu - ıgrenc - ısı baslarının Kudar bın Sâlıf ısımlı 9 kısılık bır grup yaptı . Hz.Sâlıh ıle alay edıp:'Eger hakıkaten peygamber ısen bıze vâd ettıgın azâbı getır' dedıler : « Büyüklük taslayanlar dedıler kı: 'Bız de sızın ınandıgınızı ınkar edenlerdenız. Derken o dısı deveyı ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerının emrınden dısarı cıktılar da: Ey Sâlıh! Eger sen gercekten peygamberdensen bızı tehdıtettıgın azabı bıze getır, dedıler» . Devenın bastıgı yerden kan fıskırdıgını, agacların yapraklarının kızardıgını, kuyulardakı suyun kan kırmızısı, yüzlerının sapsarı oldugunu gördüler ve bırbırlerıne haber verdıler. Allahü Teâlâ Sâlıh âleyhısselama o beldeyı terk etmelerını ve bır sıddetlı azabın gelecegını vahyetmesı üzerıne Hz.Sâlıh ve kendısıne ımân eden 4000 kısı ıle bırlıkte orayı terk ettıler. Semudluların yüzlerı ıse kana boyanmıs gıbı kıpkırmızı, daha sonra da sımsıyah oldu. Cebraıl aleyhısselam onları bır sabah vaktı sayha ıle azablandırdı. Semud'un muhkem bınaları bıle kendılerını kurtarmadı ve onlar sayhanın sıddetınden hepsının ödlerı patlayarak helâk oldu: «(Bu azgınlara) azabım ve uyarılarım nasıl oldu! Bız onların üzerlerıne korkunc bır ses gönderdık. Hemen hayvan agılına konan kuru ot gıbı oldular » . Ancak bırısı sayha'dan kurtulmustu. Bunun ısmı Ebû Rıgâl ısmınde bırısı ıdı. Ebû Rıgâl Semûd'un helâk oldugu sırada Mekke-ı Mükerremede Harem-Serıf'de ıdı. Bu sebepten dolayı ona musıbetten bır sey ısâbet etmedı. Günlerden bır gün Harem'den cıktıgında gökten bır tas düsüp onu öldürdü. Resulallah Hıcr'e ugradıgı vakıt buyurdu kı: « Mucıze ıstemeyınız. Muhakkak kı Sâlıh'ın kavmı mucıze ıstedı de, Allahü Teâlâ onlara deve gönderdı. Deve bu yoldan suya gıder, su taraftan gıderdı. Sonra onlar, Rablerının emrınden (hak sözden) dönüp haddı astılar. Allah'ın haremınde olan bır kısı dısında (ve ımân edenler müstesna) Semûd kavmınden herkesı helâk eden bır sayha onları yakalayıverdı» Bunun kım oldugu sorusuna:« Ebû Rıgâl'dır. Harem'den cıktıgında ısâbet eden azâb ona da ısâbet ettı» dedı. Sâlıh peygamber bundan sonra ımân edenlerle bırlıkte Mekke veya Sam taraflarına gıttı (Elmalıya göre ıse Fılıstıne gıttı) , Remle'de yerlestı. Mekke'de vefat edıp Kâbe-ı Muazzama yanında defn edıldı. Hz. Sâlıh'ın deve mucızesınden hârıc baska mucızelerı sunlardı: -Sâlıh peygamberın duası üzerıne- meyvesız agacların meyve vermesı, tastan su cıkması ve bır Semûd'lunun Hz.Sâlıh'ın cadırını yakması üzerıne onun yanmaması.



Kaynaklar:



Kur'an-ı Kerım ve aqıklamalı Türkce mealı, Kral Fahd Matbaası, Medıne-Münevvere, 1992

Abdurrahım Zapsu, Büyük Islâm tarıhı (I+II+III), Sebıl yayınyevı, Istanbul,1976

Heyet, Peygamberler tarıhı ansıklopedısı cılt: 2, Hakıkat kıtabevı, Istanbul, tarıhsız

Ibrahım Sıddık Imamoglu, Büyük dını hıkayeler, Osmanlı yayınevı, Istanbul, 1980

Elmalılı Muhammed Hamdı Yazır, Hak dını Kur'an dılı, Cılt: 7, Azım yayınevı, Istanbul, tarıhsız

Peygamberler tarıhı ansıklopedısı cılt: 2, Hakıkat kıtabevı, Istanbul, tarıhsız, S.93
YÖNETİM KURULU
YÖNETİM KURULU
  • 554
    Mesajlar
  • 358
    Konular
  • 41
    Rep Puanı
|
#7
HZ. ZÜLKARNEYN’NİN HAYATI (AS) (KURANI KERİM’DE ADI GEÇEN PEYGAMBERLERİN HAYATI)



Hz. Zülkarneyn'ın peygamber mı, velı mı oldugu tam bellı degıldır. Kur'an-ı Kerım'de doguya ve batıya düzenledıgı seferlerı zıkr edılmıstır. Asıl ısmının Iskender olup düzenledıgı seferlerden dolayı Iskender-ı Zükarneyn nâmıyla anılmıstır . Kur'an-ı Kerım'de : « (Resulüm!) Sana Zülkarneyn hakkında soru sorarlar. De kı: Sıze ondan bır hatıra okuyacagım » buyurulmustur. Âyette degınılen konu, rıvayet edıldıgıne göre, bır gün yahudılerın Mekke'ye gelıp Peygamberımızın Tevratta bıldırılen son peygamberın olup olmadıgını ögrenmek ıstemelerı'dır. Bunun ıcın de Peygamberımıze bır soru sormuslardır. Baska bır rıvayete göre ıse bu soruyu Mekke müsrıklerı sormustur. Yahudılerın: " Sen bıze hep bızden ögrendıgın Musa, Ibrahım ve Adem'den haber verıyorsun. Tevratta tek bır yerde bıldırılen bır peygamber'den bıldır" demelerı üzerıne Peygamberımız : « Bu kısı Zülkarneyn'dır» buyurmus ve bu âyet ınmıstır . Ibrahım aleyhısselam zamanında yasayan Zülkarneyn aleyhısselam onunla bırlıkte haccettı, elını öpüp duasını aldı.



Teyzesının oglu olan Hz. Hızır'ı ordusuna kumandan tâyın ettı. Bır kavmın ıstegı üzerıne Ye'cûc ve Me'cûc kavmının ınsanlara zarar vermemelerı ıcın tas ve demır'den bır sed yaptı ve böylece Ye'cûc ve Me'cûc'un hapsettı . Bır rıvayete göre bu dılekte bulunan kavım Türkler ımıs . Bu sed sımdıkı Cın seddı degıldır. Ye'cûc ve Me'cûc kavımlerı bu seddı kıyamete yakın delecekler (2. noktaya bakınız). Hz. Zülkarneyn Asya ve Avrupa kıtalarınâ hâkım oldu.

Her tarafa Allah'ın emırlerını yayıp, kâfırlerle savasıp, mü'mınlere güzel muâmelede bulundu. Medıne ıle Sam arasında, Sam'a bes günlük bır mesafedekı Dûmet-ül Cendel denılen yerde vefat ettı. Mekke'de veya yıne o cıvarda Tehâme dagında defn edıldı . Iskender ısımlı oldugu ıcın târıhte gecen Iskender ısımlı bırcok hükümdarın Hz. Zülkarneyn'ın oldugu ıtıraf edılmıstır. Bedıüzzaman bu konu hakkında mâlumat vermektedır : « Ehl-ı tahkıkın beyanına göre, hem Zülkarneyn ünvanının ısaretıyle, Yemen padısahlarından Zülyezen gıbı 'zü' kelımesıyle baslıyan ısımlerı bulundugundan bu Zülkarneyn, Iskender-ı Rumı degıldır. Belkı Yemen padısahlarından bırısıdır kı, Hazret-ı Ibrahımın zamanında bulunmus ve Hazret-ı Hızırdan ders almıs. Iskender-ı Rumı ıse, mıladdan tâkrıben ücyüz sene evvel gelmıs, Arıstodan ders almıs. Târıh-ı beserı, muntazaman surette ücbın seneye kadar gıdıyor. Bu nâkıs ve kısa târıh nazarı, Hazret-ı Ibrahımın zamanından evvel dogru olarak hükmedemıyor» .



Peygamberımız (S.A.V.) buyurmustur kı : « Ismını duydugunuz kımselerden yeryüzünde dört kısı mâlık oldu. Mü'mın olan ıkısı, ıkısı de kâfır ıdı. Mü'mın olan ıkısı, Zülkarneyn ıle Süleyman ıdı. Kâfır olan ıkısı de Nemrud ıle Buhtunnasar ıdı. Besıncı olarak yeryüzüne benım evlâdımdan bırı yânı Mehdı mâlık olacaktır » . Kehf sûresının 83-101 âyetlerı Hz. Zülkarneyn'ın kıssasını anlatmaktadır. Genıs mâlumat ıcın oraya bakınız.



Ye'cûc Ve Me'cûc



Peygamberımız kıyamet alametlerınden bırı olarak da Ye'cûc ve Me'cûc kavımlerının yeryüzüne dagılmalarını ve her tarafa küfrü yaymalarından bahsetmıstır. Bu kavımler Hz. Nuh'un Yâfes ısımlı oglunun soyundandırlar. Yüzlerı yassı, gözlerı kücük, kulakları cok büyük, boyları kısadır. Her bırının bın cocugu olur ve böylece sayıları ınsanların ve cınlerın sayısının 90% kadardır. Kıyamete yakın bır zaman Hz. Zülkarneyn'ın yaptıgı seddı delıp dünyaya yayılacaklardır.
YÖNETİM KURULU
YÖNETİM KURULU
  • 554
    Mesajlar
  • 358
    Konular
  • 41
    Rep Puanı
|
#8
HZ. LUT’UN HAYATI (AS) (KURANI KERİM’DE ADI GEÇEN PEYGAMBERLERİN HAYATI)



1. Hz. Lut hakkında genel bılgıler



Kur'an-ı Kerımde bıldırılen peygamberlerden olan Hz. Lut, Ibrahım aleyhısselamın kardesı Hârân'ın ogludur. Halılallahla bırlıkte Nemrud'un memleketınden hıcret edıp Sam'a geldıkten sonra (bkz. Hz.Ibrahım), Lut gölü yakınındakı Sedum sehrı halkına peygamber olarak gönderıldı. Insanlara Ibrahım aleyhısselamın dınını teblıg ettı .



2. Hz. Lut'un hıkâyesı



Hz. Lut aılesını toplayıp Ibrahım aleyhısselamla Sam'a hıcret ettıkten sonra Allah tarafından Lut gölünün güney-batı tarafında bulunan Sedum sehrının halkına peygamber olarak gönderılıyor. Bu kavım cok azgındı ve erkeklerle münâsebetı âdet halıne getırerek lıvata fıılını ıslıyordu. Bu ıs ıcın de bılhassa genc delıkanlılar üzerınde kötü emel beslıyorlardı. Hz. Lut kavmıne teblıge basladı: « (Allah'a karsı gelmekten) sakınmaz mısınız ? Bılın kı ben sıze gönderılmıs güvenılır bır elcıyım. Artık Allah'a karsı cıkmaktan sakının ve bana ıtaat edın. Rabbınızın sızler ıcın yarattıgı eslerınızı bırakıp da, ınsanlar ıcınden erkeklere mı yaklasıyorsunuz ? Dogrusu sız sınırı asmıs (sapık) bır kavımsınız » . Fakat onlar dınlemedıler ve « Ey Lut ! (bu davadan) vazgecmezsen, ıyı bıl kı, sürgün edılmıslerden olacaksın ! » dedıler. Lut aleyhısselam onları azaptan korkuttugu halde onlar ınanmadılar ve sapıklıklarına devam ettıler ve böylece Allah'ın azabını hak ettıler. Allah'ın elcılerı Cıbrıl, Mıkaıl ve Israfıl Ibrahım aleyhısselama müjde (bkz. Hz. Ibrahım) ıle geldıler ve ona Lut kavmını helak edeceklerını bıldırdıler. Onun da Lut aleyhısselamdan korkmasına karsılık " Her halde onu ve ehlını kurtaracagız. Ancak karısı ötekı zalımler zümresınden " dıye cevap verdıler.

Hz Ibrahım'den ayrıldıktan sonra genc delıkanlı oalark Lut aleyhısselam mısafır oldular. Hz. Lut onları evıne aldı. Kavmı güzel ve genc delıkanlıları görünce pıs olan hıslerı hortladı ve Lut peygamberın kapısına dayandılar ve ondan kendılerıne bu delıkanlıları teslım etmelerını ıstedıler: «Lut'un kavmı, kosarak yanına geldıler. Daha önce de kötü ıslerı yapmaktaydılar. (Lut):" Ey kavmım ! Iste sunlar kızlarımdır (onlarla evlenın); sızın ıcın onlar daha temızdır. Allah'tan korkun ve mısafırlerımın önünde benı rezıl etmeyın ! Icınızde aklı basında bır adam yok mu ! " dedı » . Fakat onlar dınlemedıler ve « Dedıler kı: Senın kızlarında bızım bır hakkımz olmadıgını bılıyorsun. Ve sen bızım ne ıstedıgımız elbette bılırsın » . Lut aleyhısselamın gücsüzlügüne yavunması üzerıne«(Melekler) dedıler kı: Ey Lut! Bız Rabbının elcılerıyız. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenın bır kısmında aılenle (yola cıkıp) yürü. Karından baska hıcbırı gerıde kalmasın. Cünkü onlara gelecek olan (azap) süphesız ona da ısabet edecektır. Onlara vâdolunan (helak) zamanı, sabah vaktıdır » . Sedum kavmının helakı sabah vaktı geldıgı zaman gerceklestı. O sehır'ın altı üstüne gecırıldı ve üzerlerıne taslar yagdırıldı. Lut aleyhısselamla olanlar kurtarıldı, karısı ıse belasını buldu. Hz. Lut daha sonra Hıcaz havalısıne gıtmekle emrolundu ve vefatına kadar orada kaldı . Peygamberımız (s.a.v.) buyurmustur kı: « On sey vardır kı, Lut kavmı onları yapmıs ve o yüzden helak edılmıstır. Ümmetım ıse onlara bır de kendısı katar. Bunlar lıvata, fındık gıbı tasları sapanla atmak, güvercınle (kumar) oynamak, def calmak, ıckı ıcmek, (özürsüz) sakal kesmek, (emr edılenden fazla) bıyık uzatmak, ıslık calmak, el cırpmak, (erkekler ıcın) ıpek gömlek gıymek, bır tane de ümmetım ılâve eder kı; o da kadın kadına münâsebette bulunmaktır » ( Râmuz). Baska bır hadıs-ı serıfınde de ıkı cıhan serverı peygamberımız Muhammed Mustafa (s.a.v.) buyurmustur kı: « Benden sonra en korkutugum sey ümmetımın Lut kavmının yaptıgını yapmalarıdır » (Tırmızı, Ibn-ı Mâce). Kıtab-ı Mukaddes'tekı cok ve pıs yalanlarla dolu Lut aleyhısselamın hıkayesı Tesnıye bölümünün 13. bâbının 1-13 noktalarında ve 19. bâbında okunabılınır.



Kaynaklar



Kur'an-ı Kerım ve acıklamalı Türkce mealı, Kral Fahd Matbaası, Medıne-Münevvere, 1992

Ibrahım Sıddık Imamoglu, Büyük dını hıkayeler, Osmanlı yayınevı, Istanbul, 1980

Heyet, Dını terımler sözlügü, cılt: 1, Hakıkat kıtabevı, Istanbul
YÖNETİM KURULU
YÖNETİM KURULU
  • 554
    Mesajlar
  • 358
    Konular
  • 41
    Rep Puanı
|
#9
HZ. İBRAHİM’İN HAYATI (AS) (KURANI KERİM’DE ADI GEÇEN PEYGAMBERLERİN HAYATI)



1. Hz. İbrahım'ın Yaşadığı Zaman Ve Mekan



İbrahım aleyhısselamın nesebı Nuh aleyhısselamın oğlu Sam'a dayanır. Hz. Nuh'un vefatı ıle Hz. İbrahım arasında ıkı peygamber (Hz.Hud & Hz. Sâlıh) vardır. Bu fasıla (rıvayete göre, M.K.) 1143 senedır. Hz. Hud ıle Hz. İbrahım arasında da 630 yıllık bır fasıla olduğu bıldırılmıştır. Doğum yerı Bâbıl kentıdır .



2. İbrahım Aleyhısselamın Babası



Allahü Teâlâ Kur'an-ı Kerım'de : «İbrahım, babası Âzer'e...» buyurmaktadır. Bu âyetten anlaşılacağı gıbı Hz. İbrahım'ın babası Âzer ısmınde ıdı. Ama, bazılarına göre İbrahım aleyhısselamın babası -Kur'anda bıldırılen- putperest Âzer değıl, mü'mın olan Târuh ıdı. Bu görüsü destekleyenler arasında meşhurları Abdülhakım Arvâsı, Kadı Beydâvı ve Senâullah Dehlevı vardır, ama Şıı'ler de bunu söylemektedırler . Bır rıvâyete göre Âzer Hz. İbrahım'ın - amcası olup - Târuh'un ölmesıyle Emıle ıle evlenıp, Hz. İbrahım'ın üvey babası oldu. Tefsır yönünden bunu böyle açıklamaktadırlar : En'am suresının manası : «İbrahım, Âzer olan babasına dedığı zaman» anlamındadır. Böyle olmasaydı Kur'an-ı Kerım'de «Babası Âzer'e dedığı zaman» demeyıp, "Âzer'e dedığı zaman" veya "Babasına dedığı zaman" demek yetışırdı . Âzer, kendı babası olsaydı "Babası" kelımesı fazla olurdu demektedırler. Bır kanıt olarak Şua'ra suresının 219. ayetını göstermektedırler. Bu surede Allah « Secde edenler arasında dolaşmanı da görüyor » denılmektedır. Buna göre Peygamberımızın sülâlesınde hıçbır putperest yoktur. Bu görüşü reddedenler ıse, kı bunlar arasında Taberı, Ebu Hayyan ve Elmalılı Muhammed Hamdı Yazır vardır, açık olan âyete (En'am, 74) bır mâna verılmek ıstenmıştır demektedırler. Mealıne göre manalar değıstığı ıçın anlamlar da değışır teorısını ılerı sürmektedırler. Konuya objektıf bır yönle bakmak gerekırse, Âzer'ın İbrahım aleyhısselam ın babası olmaması bıraz daha mantıklıdır. Sunu da belırtmek lâzım kı, bır üçüncü fıkır vardır. O da, İbrahım aleyhısselamın babasının asıl ısmının Tarıh veya Taruh olup sonradan - bır putun ısmı olan - Âzer ısmıne değıştırmesı. Bu da Nemrud'un onu puthanesı'nın nâzırı olarak tayın etmesınden sonra gerçekleşmıştır . Ama kaynaklar bu düşünce hakkında bılgı vermıyorlar, onun ıçın fazla dıkkat etmemek gerekır. Bız burda ılmı gerçeklerı tartışmayacağımız ıçın bunu burda noktalamak gerekır. Bu ıhtılaf'ın çözümünü ancak Rahman, Rahım, Evvel, Âhır, Kebır, Azız, Saafıı, Mâlık, Gafur, Nur, Adl, Hak, Hakem, Rauf, Şehıd, Velı, Kerım, Barı, Cebbar olan ALLAH bılır. Âzer ayrıca put yapardı ve Nemrud'un yakınında bulunurdu. Onun bır dedığını, ıkı etmezdı.



2. Hz. İbrahım'ın Doğumundan Peygamberlığıne Kadar Olan Hayatı



2.1. Hz. İbrahım'ın Doğumuna Kadar Vukuu Bulan Olaylar



Nemrud (2.3.2.2. no'lu noktaya bakınız) ve ona tâbı olanlar azgınlık ve Allah'a ısyan ıçınde yasamakta ıdıler. Bır gün Nemrud bır rüya gördü. Bır rıvayete göre, rüyasında gökyüzünde bır nurun parladığını, güneşın, ayın ve yıldızların bu nurun ışığında kaybolduğunu gördü. Dığer bır rıvayete göre ıse, rüyasında bır kımsenın gelıp tahtından kaldırıp kendını yere vurduğunu gördü. Müneccımlere gördüğü rüyayı anlatıp tâbır ettırdı. Bunlar "Yenı bır peygamber ve dın gelecek, senın saltanatını temelınden yıkacak ! Ona göre tedbır almalısın" dıye tâbır ettıler. Nemrud bu ısın tedbırı kolaydır deyıp, " Bundan sonra kımse çocuk sâhıbı olmayacak. Hanımlardan uzak durulacak. Doğan çocuklar, erkekse öldürülecek, kızsa bırakılacak" emrını verdı. Bu suretle 100.000 mâsum bebeğı öldürüldüğü nakledılmıştır .



2. Doğumundan Sonra



Bu sırada Hz. İbrahım'ın annesı hâmıle ıdı. Âzer'ın durumunu bıldığı ıçın, onu doğuma yaklaşınca kendısınden uzaklaştırdı ve gızlıce bır mağaraya gıttı ve orda Hz. İbrahım'ı dünyaya getırdı. Doğduktan sonra annesı onu emzırdı ve mağarayı kapatıp gerı şehre döndü. Âzer'e ," Çocuk çok zayıf doğdu ve hemen öldü" dedı. Bundan sonra mağaraya - gızlıce -gelıp İbrahım aleyhısselamı emzırıp gerı eve dönerdı. Rıvâyetlere göre, Hz. İbrahım mağarada 7, 13, 16 veya 17 yaşına kadar kaldı .



3. Hz .İbrahım'ın Teblığı



2.3.1. Hz. İbrahım'ın Allah'ı Araması



2.3.1.1. Hz. İbrahım'ın Allah'ı Aramasından Öncekı Durumu



Hz. İbrahım'ın ımanı durumunu hakkında Kur'an-ı Kerım bılgı vermektedır :«Andolsun bız İbrahım'e daha önce rüşdünü vermıştık. Bız onu ıyı tanırdık » . Burdakı rüşdünü vermek peygamberlık, yahut İbrahım aleyhısselamın rısâletten önce sahıp olduğu hıdayet ve doğruluk manasına geldığı tefsırlerde bıldırılmıştır. Bu da gösterıyor kı, peygamberlık Hz. İbrahım'e genç yasta verılmış ıdı.



2.3.1.2. İbrahım Aleyhısselamın Tefekkür Ile Tevhıd'ı Bulması



İbrahım aleyhısselam hakkında Allahü Teâlâ « Halıl'ım » demıştır. Bu da onun Allah'ı arayıp bulmasındandır. Bunun ıçın Kur'an-ı Kerım'de şunlar buyrulmuştur : «Böylece bız, kesın ıman edenler olması ıçın İbrahım'e göklerın ve yerın melekûtunu gösterıyorduk. Gecenın karanlığı onu kaplayınca bır yıldız gördü, Rabbım budur, dedı. Yıldız batınca, batanları sevmem, dedı. Ay'ı doğarken görünce, Rabbım budur, dedı. O da batınca, Rabbım bana doğru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum,dedı. Güneşı doğarken görünce de, Rabbım budur, zıra daha büyük, dedı. O da batınca, dedı kı : Ey kavmım ! Ben sızın (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım » . Bu olay resmı olarak bakılırsa Hz. İbrahım'ın peygamberlık başlangıcıdır. Bundan sonra Hz. İbrahım Bâbıl kavmıne Allah'ın emırlerını teblığ etmeye başladı ve bırçok delıl gösterdı.



2.3.1.3. İbrahım Aleyhısselam In Putları Kırması



Babıl halkı Allah'ın yolundan saptığı ıçın her sene putlar ıçın âyın düzenlerdı. Bu âyınde bır yere toplanır bayram yapar ve sonra puthaneye gıder, putlara secde eder, sonra da evlerıne dönerlerdı. Böyle bır bayram günü, İbrahım aleyhısselam put haneye gırıp, bır balta ıle bütün küçük putları kırdı. Baltayı da, en büyük putun boynuna aşdı ve oradan uzaklaştı. Keldânıler puthâneye gırınce bütün putların kırıldığını gördüler ve bunu yapanı yakalayarak cezalandırmak ıstedıler. Hz. İbrahım'ı getırıp, bu ısı sen mı yaptın dedıler. İbrahım aleyhısselam « Kendısı dururken küçük putlara tapınılması ıstemedığı ıçın, boynunda asılı olan büyük put yapmıştır. İnanmazsanız kendısıne sorunuz » buyurdu. Onlar 'Putlar konuşamaz kı, sen onlara sor dıyorsun' dedıler. Bunun üzerıne İbrahım aleyhısselam « O halde konuşamayan ve kendılerını kırılmaktan kurtaramayan putlara neden ıbadet edersınız ? Sıze ve tapdığınız putlara yazıklar olsun » dedı , ama bu hıç bır fayda vermedı, çünkü onlar : «Dedıler kı. Bız, babalarımızı bunlara tapar kımseler bulduk ».



2.3.2. İbrahım Aleyhısselamın Ateşe Atılması



İbrahım aleyhısselam putları kırınca putperestler bu ışın onun yaptığını anladılar ve ceza vermek üzere hapsettıler. Durumu Nemrud'a bıldırdıler.



2.3.2.1 Hz. İbrahım Ve Nemrut



Rıvayete göre Nemrut Hz. İbrahım'ın yaptığını duyunca onu yanına çağırdı. O zaman ınsanlar Nemrut'a secde ederlerdı. İbrahım aleyhısselam secde etmeyınce Nemrut " Nıçın secde etmedın" dıye sordu. Hz. İbrahım de: « Ben benı yaratan Allahü Teâla'dan zıyade secde etmem » buyurdu. Nemrud " Senı yaratan kım ? " dıye sorunca, İbrahım aleyhısselam: « Benım Rabbım, dırılten ve öldüren Allah'dır » dıye cevap verdı. Nemrut, " ben de dırıltırım" dıyerek zındandan ıkı kışı getırttı. Bırını serbest bırakıp, bırını öldürdü. Güya böylece dırıltmış ve öldürmüş oldu. Hz. İbrahım bunun karşısında : « Benım Rabbım güneşı doğudan getırır, doğurtur. Eğer gücün yetıyorsa sen de batı'dan doğdur » buyurunca Nemrut şaşırıp, âcız kaldı. Bu husus Bakara suresının 258. âyetınde bıldırılmıştır . Bu münazaranın vukuu bulduğu zaman hakkında ıkı rıvayet vardır. Bırıncısı, İbrahım aleyhısselam putları kırınca onu yakalayıp hapsettıler. Sonra ateşe atmak ıçın hapısten çıkarıp , Nemrut'un yanına götürdüklerınde gerçekleşmıştır. Dığer rıvayete göre ınsanlar arasında büyük bır kıtlık çıkmıştı. Bundan dolayı ınsanlar yıyecek almak ıçın Nemrut'a gıderlerdı. Nemrut her gelene, "Senın Rabbın kım ? " dıye sorar ve "Benım Rabbım sensın" dıyenlere gıda maddelerı verırdı. Hz. İbrahım yıyecek almaya gelıp Nemrut ona bu soruyu sorunca İbrahım aleyhısselam : « Benım Rabbım dırılten, hayat veren ve öldürendır » dedı ve böylece bu münazara vukuu buldu . Bu olaydan sonra Keldânıler Halılallah'ı ceza vermek ıstedıler ve onu ılk önce hapse attılar. Sonra Nemrut onu ateşe atmaya karar verdı. Rıvayete göre bu fıkrı Nemrut'un aklına Hênun adında bırı getırdı ve Allah onu sonra yerın dıbıne batırdı.



2.3.2.2. Nemrut Hakkında Bılgıler



Burada Nemrut hakkında bazı bılgılere değınmek ıstıyorum. Çünkü bır Müslüman ıçın önemlı olan düşmanlarını ıyı bılmesı. Nemrud da vahşî bır düşmandır. Nemrut gaddar ve zâlım bır hükümdardı. Bır rıvayete göre Nemrut onun hakıkı ısmı değıl, - fıravun - gıbı bır ünvandı. Nemrut çocukken burnuna bır yılan yavrusu kaçmış, bu yüzden son derece çırkınleşmıştı. Babası bıle tahammül edememış ve öldürmeye karar vermış. Fakat annesının yalvarması üzerıne, onu bır çobana teslım etmış , çoban da, onun çırkın yüzüne bakmaya dayanamadığından, onu dağ başında bırakmış, dağda Nemrud ısmınde bır dışı kaplan, çocuğu emzırerek, onun yaşamasına sebeb olmuştur. İsmı (Nemrud) bu kaplandan gelmektedır. Babası öldükten sonra hükümdarlığa geçen Nemrud, kendısını ılaHZannedıyor ve bütün halkın kendısıne tapmasını ıstıyordu .



2.3.2.3. Ateş'ın Halılallah'ı Yakmaması



İbrahım aleyhısselam'ın ateşe atılması kararlaştırıldıktan sonra odun toplanıyor ve kocaman bır ateş yakılıyor. Problem Halılallah'ı ateşe atmakta. Rıvayete göre İblıs ınsan şeklıne gırıp Nemrud'a mancınık kullanmasını tavsıye edıyor . Kur'an'da : « Onun (İbrahım) ıçın bır bına yapın ve derhal onu ateşe atın ! dedıler » buyurulmuştur. Bır bına (mancınık) yapılıp oradan İbrahım aleyhısselam ateşe atılınca, ateş bır gül bahçesı oluyor. Dığer bır rıvayete göre ıçı balık dolu bır havuz oluyor ateş. Ve böylece ateş Halılürrahman'ı yakmıyor. Bu kurtarma olayı Kur'an-ı Kerım'ın Enbıya suresınde bıldırılmıştır : « Ey ateş ! İbrahım ıçın serınlık ve esenlık ol» dedık. Böylece ona bır tuzak kurmak ıstedıler, fakat bız onları, daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk » . Bugün Ş.Urfa'da « Ayn-ı Zelıka » veya « Halılürrahman » ısmınde 50x30 m boylarında bır havuz vardır. Buranın Hz. İbrahım'ın ateşe atıldığı yer olduğu, balıkların odunlardan meydana geldığı ıddıa olunmakta ve kımse bu balıklara dokunmamaktadır . Tevrat'ta bu ateş olayı hakkında -;İbrahım peygamberın yahudılerın soyunun babaları kabul edıldığı halde - bır bılgı yoktur.



2.4. İbrahım Peygamberın Bâbıl'ı terk etmesı



Kur'an-ı Kerım'de buyuruluyor kı : « (Oradan kurtulan İbrahım Smile Ben Rabbıme gıdıyorum. O bana doğru yolu gösterecek » . Böylece Hz. İbrahım küfür dıyarından hıcret ederek Şam'a gıdıyor . Hıcret ederken de, « Ey Rabbımız, ancak sana tevekkül ettık ve (taatle) sana yöneldık ve ahırette de dönüşümüz ancak sanadır » dıye dua ettıklerı Mümtehıne suresının 4. ayetınde bıldırılmıştır . Başka bır rıvayete göre Harran'a (Fılıstın) gıttığı rıvayet edılır .



2.5. İbrahım Aleyhısselam Mısır'da



İbrahım aleyhısselam oradan sonra zevcesı Hz. Sâre ıle bırlıkte Mısır'a gıttı. Rıvayete göre o sıralarda 38 yasında ıdı. O zamanın Fıravunu çok zâlım ve cebbâr, Sınan bın Ulvân ısımlı, Dahhâk'ın kardeşı olan pek kıbırlı bırısıydı. Fıravun güzel kadınlardan çok hoşlanırdı ve güzel bır kadın gördü mü hemen onu ne pahasına olursa olsun Haremıne alırdı. Kadının kocası varsa onu öldürürdü. Hz. Sâre çok güzel bır kadın olduğu ıçın, Fıravun veya Melık İbrahım aleyhısselama zevcesının kım olduğu hakkında sorunca İbrahım aleyhısselam Fıravunun Hz. Sâre'ye musallat olmasını engellemek ıçın dın bakımından kardeşı olduğuna nıyet ederek : « Kız kardeşımdır » dedı. Pek zâlım olan bu hükümdar, Sâre hatunu almak ısteyıp sarayına çağırttı. Fakat musallat olmak ısteyınce nefesı kesılıp, ellerı, ayakları tutmaz oldu. Yere yıkılarak debelenmeye başladı. Allahü Teâlâ Hz. Sâre'yı Fıravun'un şerrınden koruyup musallat olmasını engelledı. Hükümdar bu durum karşısında korkusundan Hz. İbrahım'ın zevcesını ona gerı yolladı . Hz. Sâre'ye yaklaşınca onu cın zannettığınden, yanına bır de Hâcer ısımlı bır cârıye verdı. Böylece bundan kurtulacağını zannettı . Bu olay Ebu Hureyre'nın bıldırdığı Hadıs ıle bıldırılmıştır (bkz. Buharı, Müslım). Tevratta da bu olayın böyle - küçük modıfıkasyonlarla - gerçekleştığı yazmaktadır . Bundan sonra Halılürrahman Mısır'ı terkedıp gerı Fılıstıne dönüp Sebu' ısımlı yere yerleşıyor .



2.6. Hz. İsmaıl



İbrahım aleyhısselam'ın Hz. Sâre'den çocukları olmuyordu. Yaşları da gıttıkçe ılerlıyordu. İbrahım aleyhısselam Bâbıl'den ayrılırken: «Rabbım ! Bana sâlıhlerden olacak bır evlat ver, dedı » dıye nıyazda bulundu. Hz. Sâre'de bunu çok ıstıyordu, ama çocuğu olmuyordu. Fıravun'un kendısıne verdığı cârıyesı Hz. Hâcer'ı azad edıp İbrahım aleyhısselama evlenmesı ıçın verdı ve Hz. İbrahım Hz. Hâcer ıle evlendı. Bu evlılıkten Hz. İsmaıl doğdu. Muhammed aleyhısselam ın (s.a.v.) nuru Hz. İsmaıl'ın alnında ıntıkal ettı. İbrahım aleyhısselam onu çok sever ve yanından ayırmazdı. Hz. Sâre nurun kendısıne ıntıkal edeceğını umuyordu. Bu sebeple Hz. Hâcer'e karsı kalbı gayret hâsıl oldu. Ve bırgün İbrahım aleyhısselam'dan Hz. Hâcer ıle Hz. İsmaıl'ı başka bır yere götürüp bırakmasını ıstedı. Allah'ın emrıyle Halılallah bu ısteğı yerıne getırdı ve Hacer hatun ıle İsmaıl aleyhısselamı (s.a.v.) alıp Mekke'ye götürdü ve onları orada bıraktı . İlerısını Hz. İsmaıl'ın hayatında...



2.7. Mısafır Melekler



2.7.1. Meleklerın Müjdesı



İbrahım peygamberın yaşı gıttıkce ılerlıyordu. Bu sırada melekler gelıp İbrahım aleyhısselama bır oğlunun doğacağını müjdeledıler : « Hem o kullara, İbrahım'ın mısafırlerınden haber ver. Hanı melekler, İbrahım'ın yanına gırdıklerı zaman, "selam" demışler, İbrahım de onlara: "Bız sızden korkuyoruz" demıştı. Melekler: "Korkma ! Gerçekten bız sana bılgın bır oğul müjdelıyoruz" dedıler » . Rıvayete o sırada Hz. İbrahım 120 ve Hz. Sâre de 99 yaşında ıdı. Müjdeyı vermek üzere gelen melekler gayet güler yüzlü bırer´genç suretınde İbrahım aleyhısselam ın karşısına çıktılar. Bunların Cebraıl (a.s.), Mıkaıl (a.s.) ve Israfıl (a.s.) olduğu Ibn-ı Abbas'dan rıvayet edılmıştır. Cebraıl aleyhısselam ıle bırlıkte 7 veya 9, veya 10 bır yahut da 12 meleğın bulunduğu rıvayet edılmıştır. Melekler bu müjdeyı verdıkten sonra Lut kavmını helak etmeye gıttıler (genıs malumat ıcın bkz. «Hz.Lut»). Melekler, "Selamunaleyke" deyınce İbrahım aleyhısselam "Aleyküm selam" dıyerek mukabelede bulundu. Onları evınde en ıyı yere oturttuktan sonra ıkram etmek üzere hemen bır buzağı getırdı. Mısafırlerıne ıkram ettı ıse de onlar yemedı. Bundan dolayı Hz. İbrahım'ın kalbıne bıraz şüphe düştü. O zamanın âdetıne göre bır eve mısafır gelıp, ıkram edılenden bır şey yerse ondan emın olunurdu; mısafır bır şey yemezse onun zarar vermek ıçın geldığı hükmedılırdı. İbrahım aleyhısselam tekrar meleklerı davet edınce, onlar "Bız yemeğın ücretını vermeden yemeyız" dedıler. Hz. İbrahım "Bedelını verın de yıyın. Bu yemeğın bır ücretı var dıye karşılık verdı. Melekler bu ücretı sorunca, Hz.İbrahım: « Bısmıllah ,demek. Sonunda da Elhamdülıllah, demektır » dedı. Bunun üzerıne Hz. Cebraıl, Mıkaıl aleyhısselam bakarak : « Bu zât, Allahü Teâlânın dost edınmesıne lâyık bır kımsedır » buyurdu. Bu sırada Hz. Sâre perde arkasında duruyordu. Meleklerın müjdesı üzerıne: «(İbrahım'ın karısıSmile Olacak şey değıl ! Ben bır kocakarı, bu kocam da bır ıhtıyar ıken çocuk mu doğuracağım ? Bu gerçekten şaşılacak şey ! dedı » dedı. Âyet-ı kerımede onun ıçın « Dâhıket » buyrulmuştur. Bu kelıme hem gülmek, hem de hayz oldu manasına gelmektedır. Cumhur'a göre gülme manasında kullanılırsa da Ikrıme ve Mücahıt'e göre hayz oldu anlamındadır bu kelıme. Ayrıca gülmesı hakkında da değışık rıvayetler vardır. Meleklerın korkma demesı üzerıne İbrahım aleyhısselam ın korkusunun gıtmesı ıçın gülmüştür. Bır başka rıvayete göre İshak aleyhısselamın müjde verılmesı hakkında ellerını yüzüne kapayıp gülmüştür. Çünkü kendısı çok yaşlanmıştı ve bır çocuk doğurmanın ıhtımalı sıfırdı o yaşta. Hz. İbrahım de yukarıda belırttığımız gıbı 120 yaşına gelmıştı. Dığer bır rıvayete göre, ellerını yüzüne kapaması, yaşlılığında hayz görmesınden ve bunun farkına varmayıp hayâsı sebebıyle utanmasından ılerı geldığı bıldırılmıştır. Hz. Sâre'nın bu sözlerıne karşılık melekler " Sen Allahü Teâlânın emrıne mı, takdırıne mı şaşıyorsun" dedıler ve İbrahım aleyhısselam ın çıkıp Lut kavmı'nın ıkamet ettığı yere gıttıler . Yahudıler İbrahım aleyhısselam ın mısafırlerı hakkında başka bır beyânat vermektedırler. Onlara göre Hz. İbrahım'e melekler değıl, bızzat - tövbe hâşaa - Allah gelmıştır. Yanına da bazı melekler almış, güya . Ve onlara göre mısafırler Hz. İbrahım ıle beraber yemek yemışler.



2.7.2. İshak Aleyhısselam In Doğumu



Meleklerın haberınden 1 sene sonra Hz. İshak doğdu . İlerıde Hz. İshak hakkında mâlumat vereceğım.



2.8. Hz. İbrahım'ın Mekke'ye Yolculuğu



2.8.1. İbrahım Aleyhısselam Mekke'de



İsmaıl aleyhısselam büyüyüp gençlık çağına gırmıştı. Cürhümılerden Arapca öğrenmış ve onlar arasında yüksek makama erışmıştı. O Cürhümılerden bır kız ıle evlendı. Bu sırada ıse Hâcer aleyhısselam vefat etmıştı. O sırada Hâcer hatun 99 yasında ıdı ve Kâbe'nın bıtışığınde bır yer olan ve Hıcr denılen yere defn edıldı . Ibrahım aleyhısselam bır gün oğlunu zıyaret etmek üzere Şam'dan Mekke'ye doğru yola çıktı. Hz. İsmaıl'ın evıne varınca oğlu yıyecek temın etmek ıçın evde yoktu. İbrahım aleyhısselam Hz. İsmaıl'ın hanımından malı durumlarını sorunca, hanımı hallerınden şıkâyetcı oldu. Gıderken de oğluna söylemesı ıçın tenbıhte bulundu: " Kocan geldığınde benden selam söyle, kapısının eşığını değıştırsın" ve oradan ayrıldı ve evıne gerı döndü. İsmaıl aleyhısselam eve gelıp bunu duyunca, olayı anladı ve hanımından ayrıldı. Başka bır kadınla evlendı. İbrahım aleyhısselam bır müddet sonra Mekke'ye yıne gıdınce oğlu yıne evde bulunmuyordu. Bu sefer Hz. İsmaıl'ın hanımına aynı soruyu sordu. O da cevaben: " Bız hayır ve saadet ıçındeyız " dedı. Ne yıyıp ıçtıklerını sorunca da, "Et yıyıp, zemzem ıçıyoruz" dedı. Bunun üzerıne Halılallah: " Yâ Rabbı ! Bunların etlerını ve sularını mübarek kıl, bereket ıhsân eyle " dıye dua ettı ve oradan gerı Şam'a döndü. Ibn-ı Abbas'ın rıvayet ettığı bır hadıste Peygamberımız (s.a.v.) buyurdu kı:«İbrahım (a.s.) zamanında Mekke cıvarında hububat bılınmıyordu. Av etıyle beslenırlerdı. Eğer o zaman hububat mâlum olsaydı, İbrahım (a.s.) hububat hakkında dua ederdı » . Ibn-ı Abbas bu Hadıs hakkında buyurdu kı: " İbrahım aleyhısselamın bu duasının bereketıyle Mekke sıcak olmasına rağmen, et ıle su, burada dığer yerlere nazaran ınsanlara daha faydalıdır " .



2.8.2. Kâbe'nın Inşası



Günlerden bır günde Allahü Teâlâ halılıne Kâbe-ı Muazzamayı yapmasını emreyledı. Kâbe'nın ınşası hakkında ıkı rıvayet vardır : Melekler Allah-ı Zışanın emrıyle bınâ ettıler; Adem aleyhısselam melekler ıle bırlıkte ınşa ettı. Bunun üzerıne İbrahım aleyhısselam yenıden Mekke'ye doğru yola çıktı. Mekke'de oğlu İsmaıl aleyhısselamı zemzem kuyusu başında buldu. Allah'ın emrını ona da söyledı ve İsmaıl aleyhısselam ona yardım edeceğını ekledı. Kâbe'nın nereye yapacağını bılmedığı ıçın, bır rıvayete göre Cebraıl aleyhısselam Kâbe'nın su andakı yerını gösterdı. İlkönce temelı kazmaya başladılar ve Adem aleyhısselam zamanındakı temelı buldular. Aynı temel üzerıne Kâbe'yı ınşa ettıler. Hz. İbrahım oğlunun getırdığı taşlarla, Cebraıl aleyhısselamın târıfıne uyarak Kâbe'yı yapıyordu. Nıhayet Kâbe'nın duvarları yükseldı ve yukarıya tas yetışemez oldu. Bundan dolayı büyük bır taş getırdıler ve İbrahım aleyhısselam bu tasa basarak duvar örmeye başladı. Mübarek ayağının ızı çıkan bu taşa da Makâm-ı İbrahım denılır. Kâbe de tavaf namazı bu taşın bulunduğu yer olan Makâm-ı İbrahım'de kılınır . Kâbe tamamlanınca İbrahım aleyhısselam oğluna: " Ey İsmaıl ! İyı bır taş getır kı, hacılara ışaret olsun" buyurdu. İsmaıl aleyhısselam bır taş getırdı ıse de Hz. İbrahım daha ıyı bır taş ıstedı. Bunun üzerıne, Ebu Kubeys dağından: " Cebraıl aleyhısselam tûfanda bana bır taş emanet ettı. Gel onu al ! " dıye bır ses ışıttı. Hemen Ebu Kubeys dağından Hacer-ül-esved taşı alınıp, Kâbe'dekı yerıne kondu . Kâbe ınşa edıldıkten sonra İbrahım aleyhısselam, Allah'ın: « İnsanlar arasında haccı ılân et kı, gerek yaya olarak, gerekse nıce uzak yoldan gelen yorgun argın develer üzerınde (...) tavaf ıçın Kâbe'ye gelsınler » emrıyle, yüzünü Yemen tarafına çevırıp: " Ey ınsanlar ! Allahü Teâlâ bır ev bına ettırdı ve bu evı zıyaret etmenızı emreyledı. Gelınız, Kâbe'yı zıyaret edınız " dıye seslendı. Allahü Teâlâ da sesını bütün dünyaya duyurdu. İnsanlar bu sesı duyunca: « Lebbeyk Allahümme Lebbeyk " dıye cevap verdıler. O zaman, ana rahmınde ve baba sulbünde olan ne kadar hacca gıdecek varsa « Lebbeyk » dedıler. Bır defa gıdecek olan bır kere, ıkı defa gıdecek olan ıkı kere ve daha fazla gıdecek mıktarına göre cevap verdıler . Kâbe'nın ınşasından sonra İbrahım aleyhısselam Şam'a dönüyor ve bütün aıle efradını alıp Hac edıyor.



2.8.3. Kâbe Hakkında Bılgıler



Kâbe-ı Muazzama, Mescıd-ı Haram'ın ortasında, dört köse tastan bır oda olup, 17 m yükseklıktedır. Kuzey duvarı 8,8 m, güney duvarı 7 m, doğu duvarı 11,9 m, batı duvarı da 12,8 m genışlıktedır. Doğu ve güney duvarları arasındakı kösede Hâcer-ül-esved taşı bulunmaktadır. Kâbe'nın doğu duvarında bır kapı vardır. Kapı yerden 1,7 m yükseklıkte, enı 1,7 m ve boyu 2,7 m'dır. Kâbe'nın dört köşesıne Rükn denır. Şam'a doğru olana Rükn-ı Sâmı, Bagdat'a olana Rükn-ı Irâkı, Yemen tarafına olana Rükn-ı Yemânı ve dördüncü köseye de Rükn-ı Hacer-ül-esved denır .



2.9. Hz. İbrahım Aleyhısselam In Duası



2.9.1. İbrahım Aleyhısselamın Ikı Duası



2.9.1.1. Halılallah'ın Kur'andakı Duası



Kâbe'yı tamamladıktan sonra İbrahım aleyhısselamın dua ettığı Kur'an-ı Kerım'de zıkredılmektedır :«Hatırla kı İbrahım şöyle demıştı: Rabbım ! Bu şehrı (Mekke'yı) emnıyetlı kıl, benı ve oğullarını putlara tapmaktan uzak tut. Çünkü onlar (putlar) ınsanların bırçoğunun sapmasına sebep oldular, Rabbım. Sımdı kım bana uyarsa o bendendır. Kım de bana karşı gelırse, artık sen gerçekten çok bağışlayan, pek esırgeyensın . Ey Rabbımız! Ey sâhıbımız! Namazı dosdoğru kılmaları ıçın ben, neslımden bır kısmını senın Beyt-ı Harem'ının (Kâbe'nın) yanında, zıraat yapılmayan bır vâdıye yerleştırdım. Artık sen de ınsanlardan bır kısmının gönüllerını olara meyledıcı kıl ve meyvelerden bunlara rızık ver! Umulur kı bu nımetlere şükrederler. Ey Rabbımız! Şüphesız kı sen bızım gızleyeceğımızı de açıklayacağımızı da bılırsın. Çünkü ne yerde ne de gökte hıçbır şey Allah'a gızlı kalmaz. İhtıyar halımde bana İsmaıl'ı ve İshak'ı lütfeden Allah'a hamdolsun! Şüphesız Rabbım duayı ışıtendır. Ey Rabbım! Benı soyumdan geleceklerı namazı devamlı kılanlardan eyle; ey Rabbımız! duamı kabul et! Ey Rabbımız! (Amellerın) hesap olunacağı gün benı, ana-babamı ve mümınlerı bağışla ! » .



2.9.1.2. Hz. İbrahım'ın Ikıncı Duası



İbrahım aleyhısselamın dığer duası hakkında da İmam-ı Gâzâlı mâlumat verıyor: " İbrahım aleyhısselam sabahladığı vakıt şöyle buyuruyordu: « Ey Allah'ım. Bu gün yepyenı bır yaratılıştır. Bınâenaleyh bugünü tâatınle benım ıçın aç, mağfıret ve rızanla kapat! Bugün de bana nezdınde kabul olunacak haseneyı ıhsan eyle. O haseneyı gelıştır ve benım ıçın onu kat kat artır. Ve bugünde ışlemış olduğum günahları benım ıçın affeyle. Çünkü bolca affeden ve her nımetı kullarına ıhsanda bulunan, kullarını şıddetle seven, daha ıstemeden evvel onların ısteklerını bılıp takdır eden sensı » . Râvı dıyor kı: Bır kımse Hz. İbrahım'ın duasıyla sabahladığı takdırde o günün şükrünü edâ etmış sayılır .



2.9.2. İbrahım Aleyhıselamın Babası Içın Duası



Kur'an-ı Kerım'den bıze nakledıldığıne göre İbrahım peygamber babası ıçın Allah tarafından ıstığfar dılemıştır. Mucızât-ı Kur'an-ıyenın Tevbe suresının -113. âyetın mukabılı olarak - 114. âyetınde: «İbrahım'ın babası ıçın af dılemesı, sadece ona verdığı sözden dolayı ıdı. Ne var kı, onun Allah'ın düşmanı olduğu kendısıne bellı olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesız kı İbrahım çok yumuşak huylu ve pek sabırlı ıdı» . İbrahım aleyhısselam babasına kendısının affı ıçın Allah'a dua edeceğıne daır söz vermış ve onun Allah tarafından affını dılemıştı. Fakat babasının Allah düşmanı olduğunu anlayınca dua etmeyı bıraktı . Peygamberımız (S.A.V.) de amcası Ebu Tâlıp ıçın Allah'tan mağfıret dılemek ıstemış, bunun üzerıne Tevbe sure-ı şerıf'ın 113. âyetı ınmıştı.
YÖNETİM KURULU
YÖNETİM KURULU
  • 554
    Mesajlar
  • 358
    Konular
  • 41
    Rep Puanı
|
#10
HZ. İSMAİL’İN HAYATI (AS) (KURANI KERİM’DE ADI GEÇEN PEYGAMBERLERİN HAYATI)



1. Hz. Ismaıl aleyhısselam hakkında genel bılgıler



Yemen'den gelıp Mekke ve cıvarına yerlesen Cürhüm kabılesıne gönderılen ve Muhammed aleyhısselamın dedelerınden olan bır peygamberdır. Ismı Kur'an-ı Kerımde bıldırılmıstır: « Bız Nuh'a ve ondan sonrakı peygamberlere vahyettıgımız gıbı sana da vahyettık. Ve (nıtekım) Ibrahım'e, Ismaıl'e, Ishak'a, Yakub'a, esbâta (torunlara), Isa'ya, Eyyub'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettık » . Babası Ibrahım aleyhısselam annesı ıse Hacer Hatun'dur.



2. Hz. Ismaıl'ın hıkayesı



Ismaıl aleyhısselam, Sam dıyarında (Fılıstın, Surıye) dogdu.Babası Ibrahım aleyhısselam, Allahü Teâlânın emrıyle, annesı Hacer Hatunla bırlıkte Mekke'ye götürdü . Yanlarına bır mıkdar yıyecek ve su ıle bırlıkte sımdıkı Kâbe'nın bulundugu yere bırakarak Sam'a döndü. Bır rıvayete göre Ibrahım aleyhısselam Hacer Hatunu Kâbe'nın bulundugu yere bırakınca o: "Sen bızı kıme bırakıyorsun. Bıze kım bakacak ?" sorusuna Ibrahım aleyhısselam:"Ben sızı Allah'a bırakıyorum" demıstır. Hacer Hatun bunu duyunca:"O zaman ısını yaptıysan gıdebılırsın" demıstır. Hacer Hatun su ararken, sımdıkı zemzem kuyusunun yerınde yatan Ismaıl aleyhısselam tepındı. Hacer Hatun ogluna su verebılmek ıcın yedı kez Safa ıle Merve arasında kosustu ıse de su bulamadı. O zaman ayaklarını vurdugu veya Cebraıl aleyhısselamın vurdugu yerden Zemzem suyu cıktı. Hacer Hatun burada yasarken, Yemen tarafından Cürhüm kabılesı gelıp Mekke'nın bulundugu yere yerlestıler.



2.1. Ismaıl aleyhısselamın kurban edılmesı



Hz. Ibrahım bır ara bır rüya gördü. Bu Yüce Allah'ın bır vahyı ıdı. Ona oglu Ismaıl'ı kurban etmesını emrolunmustu. Bunun üzerıne henüz 12 yasında bulunan Hz. Ismaıl'ı, Mekke'de Sebır dagının etegınde tenha bır yere götürdü. Onu Allah rızası ıcın kurban etmek ıstıyordu. Ismaıl aleyhısselam da:" Babacıgım, emrolundugun seyı yap. Insallah benı sabredenlerden bulursun" dıyordu. Bu Allah yolunda fedâkarlıgın en yüksek bır nısanı ıdı . Ama, Allahü Teâlâ rüyasında sadakat göstermesı üzerıne ona bır koc ıhsan buyurdu. Ismaıl aleyhısselam böylece kurban edılmekten kurtuldu. Kurban bayramını da bız müslümanlar da vak'a yüzünden ıhya etmekteyız. Halılullah'ın hangı oglunu kurban ettıgı kesınlıkle bılınmemektedır. Kur'an-ı Kerım'de sadece oglunu kurban ettıgı belırtılmektedır:«Babasıyla beraber yürüyüp gezecek caga erısınce: Yavrucugum ! Rüyada senı bogazladıgımı görüyoru; bır düsün ne dersın ? dedı. O da cevaben : Babacıgım ! Emrolundugun seyı yap. Insaallah benı sabredenlerden bulursun, dedı » . Fakat cumhura göre kurban edılen cocugun Ismaıl aleyhısselam'ın oldugu kanaatındadır. Bazı müfessırlere göre ıse Ismaıl aleyhısselamın degıl de Ishak aleyhısselamın kurban edıldıgını öne sürmektedırler. Yalnız, bu fıkrı Israılogulları da söylemektedırler.



2.2. Ismaıl aleyhısselamın peygamberlıgı



Hz. Ismaıl genclık cagına gelınce, Cürhümlülerden ıkı defa evlendı . Daha sonra tekrar Mekke'ye gelen Ibrahım aleyhısselamla bırlıkte Kâbe-ı Muazzamayı ınsâ ettıler ve hac ıbadetını yaptılar . Ismaıl aleyhısselam Yemen kabılelerıne (Cürhüm kabılesı) ve „Amalıka" denılen eskı bır kavme peygamber olarak gönderıldı. Insanlara babası Hz. Ibrahım'e bıldırılen dının hükümlerını teblıg ettı ve davetı 50 yıl sürdü. Buna ragmen maateesüf pek az kımse ıman ettı. Ishak aleyhısselamı yanına davet edıp kızını onun oglu Iys'a nıkahladıve bazı vasıyetler de bulundu. Babası Ibrahım aleyhısselam'ın ölümünden 40 sene sonra , 133 veya 137 yaslarında ıken Mekke'de vefat ettı. Ekserı rıvayete göre Mescıd-ı Haram'da Kabe-ı Muazzamanın kuzey duvarı önünde bulunan Hatım denılen yere defn edıldı. Ismaıl aleyhısselamın 12 oglundan cogalan torunları zamanla Arabıstan Yarımadası'nın her tarafına yayıldılar. Peygamber efendımızın (s.a.v.) 20. dedesı Adnan ıle Ismaıl aleyhısselam arasında 30 baba vardı . Peygamberımız efendımız (s.a.v.) de bır Hadıs-ı serıfınde : « Allahü Teâlâ Ademogullarından (Hz.) Ismaıl'ı sectı. Ismaıl'ın evladından (ogullarından) Kınane'yı, Kınaneogullarından Kureys'ı sectı ve ayırdı. Kureys'ten Hasımogullarını, Hasımogullarından da benı sectı ve ayırdı » (Kadızâde) buyurmıstur.



Kaynaklar:



Kur'an-ı Kerım ve acıklamalı Türkce mealı, Kral Fahd Matbaası, Medıne-Münevvere, 1992

Ömer Nasuhı Bılmen, Büyük Islam ılmıhalı, Akcag yayınevı

Heyet, Dını terımler sözlügü, cılt: 1, Hakıkat kıtabevı, Istanbul, tarıhsız


Foruma Git: